NASA'nın Kepler Uzay Teleskobu, geçen yıl bu hafta Dünya'ya benzeyen başka gezegenler bulmaya başlamak için arkasında parlak bir iz bırakarak hızla gecenin karanlığına doğru tırmanıyordu.
NASA'da çalışan gökbilimciler, başka yıldızların çevresinde dolanan Dünya benzeri gezegen avında küçük bir teleskobun devasa soruların üstesinden gelebileceğini başarıyla gösterdiler. Ekibin bugün Nature dergisinde yayınlanan çalışması, yer temelli gözlemevlerine güneş sistemimizin ötesinde yer alan yıldızların yörüngesinde dolanan gezegenlerde bulunan yaşam öncesi veya yaşama ilişkin moleküllerin araştırılmasında yıllar geçtikçe hızlanma vaat eden yeni bir araç sağlamakta.
Gökbilimciler, Güneşimiz çevresinde yer alan gezegen ailesinin daha büyük ölçekli bir modeline benzeyen üçlü bir gezegen sistemini inceleyerek, ilk doğrudan tayfı elde etmeyi başardılar. Yani uzak bir yıldızın yörüngesinde dolanan bir gezegenin "kimyasal parmak izini" alarak, bu gezegenin oluşumu ve bileşimi hakkında yeni bir anlayış getirmiş oldular.
Gökbilimciler, 2010 yılına sel gibi gelen güneşdışı gezegen duyuruları ile başlayarak, gezegen avcıları için heyecan verici olacağı müjdesi veren bir yılı başlattılar.
Keck Gözlemevi'ni kullanan gezegen avcıları, kütlesi Dünya kütlesinin yalnızca dört katı büyüklüğünde olan bir güneşdışı gezegen tespit ettiler. Bu gezegen şimdiye kadar keşfedilmiş ikinci en küçük gezegen olup, gökbilimcilerin gittikçe büyümekte olan ve dev dünya olarak adlandırılan düşük kütleli gezegen kadrosuna eklenmiş durumda.
Amerikan Gökbilim Birliği (AAS)'nin 6 Ocak'taki Washington toplantısında verilen bilgiye göre; Satürn büyüklüğündeki bir gaz devinin katı kalıntıları, şimdiye kadar bulunmuş Dünya'ya en çok benzeyen gezegen olabilir.
NASA'nın Güneş benzeri yıldızların yaşama elverişli kuşaklarında yer alan Dünya büyüklüğündeki gezegenleri bulmak için tasarladığı Kepler Uzay Teleskobu, ilk güneşdışı gezegenlerini veya bir başka deyişle güneş sistemi dışında yer alan ilk beş yeni gezegenini keşfetti.
W. M. Keck Gözlemevi'ni kullanan gökbilimciler, bir gün gelip Jüpiter, Venüs ve hatta bizim gezegenimize benzer dünyalar yaratabilecek gaz ve tozların şimdiye kadar görülmemiş görüntülerini sunan genç bir gezegen sisteminin derinliklerini dikkatle inceliyorlar.
Princeton Üniversitesi'nden gökbilimcilerin de dahil olduğu uluslararası bir bilim ekibi, Güneş benzeri bir yıldızın etrafında dolanan gezegen benzeri bir nesneyi doğrudan gözlemleyerek bir ilki gerçekleştirdi.
NASA'nın devrim yaratan gezegen avcısı Kepler Uzay Teleskobu, Popular Science Magazine dergisinden 2009'un Yeni Ne Var Büyük Ödülü ve Popular Mechanics Magazine dergisinden de 2009 Bilimde Büyük Buluş Ödülü verilerek onurlandırıldı.
Ümit Fuat ÖZYAR'a teşekkürlerimizle...
2008 yılında keşfedilen HAT-P-7 b gezegeninin, yıldızına göre ters yönde
dolandığı belirlendi. Gezegenin yörüngesi yıldızının ekvatoruna göre
86 derece eğik.
70 tanesi gezegene sahip olduğu bilinen 500 yıldız
üzerinde yapılan çığır açıcı bir sayım çalışması, Güneş'te gözlemlenmiş
olan ve çok uzun zamandır devam eden "lityum gizemi" ile gezegen sistemlerinin
varlığını başarılı bir şekilde ilişkilendirdi. ESO'nun başarılı tayfçekeri Yüksek
Hassasiyetli Dikey Hız Gezegen Araştırmacısı (HARPS)'nı kullanan bir
grup gökbilimci, gezegen sahibi Güneş benzeri yıldızların bir gezegene
sahip olmayan yıldızlara kıyasla lityumlarını daha kolay tahrip ettiklerini
keşfetti. Bu keşif yalnızca yıldızımızdaki lityum eksikliğine ışık tutmakla
kalmadı, aynı zamanda gökbilimcilere gezegen sistemine sahip yıldızları bulmak
açısından çok verimli bir yol da sağlamış oldu.
Kepler'in bilimsel veri toplama evresi başladığından
beri haftada iki kez uzay aracının sağlığını kontrol ediyor, ayda bir
kez de bilimsel verileri indiriyoruz. Güncellemeler ise iki haftada bir gönderiliyor.
CoRoT projesi ile ilgili uydu faaliyetleri 31 Mart
2013 tarihine kadar uzatıldı. Karar, Fransa Uzay Dairesi (CNES) ile
aralarında Avrupa Uzay Dairesi (ESA)'nin de bulunduğu proje ortakları tarafından
23 Ekim'de Paris/Fransa'daki CNES merkezinde yapılan özel oturumlu toplantıda
alındı.
Bugün dolandıkları istikrarlı yörüngelere giden yolu
bulmadan önce, bizim gezegenlerimiz de yaramaz çocuklar gibi kıpırdanıp
durmuşlar ve itişip kakışmışlardı. Şimdi NASA'nın Spitzer Uzay Teleskobu aynı
türden aşırı yörünge hareketliliğinin kanıtlarını içeren genç bir yıldız keşfetti.
Yıldızın çevresinde dolanan genç gezegenlerin, kuyruklu yıldız benzeri
daha küçük cisimleri rahatsız ederek birbirleriyle çarpışmalarına neden oldukları
ve tozu dumana katarak çok büyük bir hale yarattıkları düşünülüyor.
Gökbilimciler bizimki kadar yaşama elverişli bir gezegen bulmaya daha önce hiç olmadıkları kadar yakın olabilirler; ancak bu noktaya gelene kadar çok korkunç güneşdışı gezegenler de buldular. Bu gezegenlerde mevcut olan koşullar, bildiğimiz anlamdaki yaşam için inanılmaz derecede acımasızdır.
Avrupalı gökbilimciler, bu hafta içerisinde aralarında bir avuç dolusu "dev Dünya"nın da yer aldığı 32 yeni gezegenin keşfini duyurarak, toplam güneşdışı gezegen sayısını 400'ün üzerine çıkardılar.
Kısa bir süre önce 51 Yılancı yıldızının yörüngesinde
keşfedilen iki sıralı toz bulutu, yalnızca şimdiye kadar gözlemlenenlerin
en küçüklerinden biri değil, aynı zamanda kendi gezegen sistemimizin oluşum
yıllarını gösteren şipşak bir görüntü de olabilir.
W. M. Keck Gözlemevi'ndeki gökbilimciler, Hawaii'deki 10 metre çaplı bu ikiz teleskobu birbirine bağladıktan sonra Dünya'dan 410 ışıkyılı uzaklıkta yer alan 51 Yılancı yıldızının çevresinde dolanan çift katlı, büyük bir toz diski keşfetti.
Gökbilimciler genç bir yıldızın çevresinde meydana gelen tuhaf davranışlara şahit oldular. Bir başka yıldız, bir gezegen veya ona benzer bir şey, bu genç yıldızın çevresinde yer alan gezegen oluşum diski içerisindeki bir öbek malzemeyi kenarlara doğru itiyormuş gibi görünmekte. NASA'nın Spitzer Uzay Teleskobu ile yapılan gözlemler, gezegen oluşumunun erken evrelerine yönelik ender rastlanan bir fırsat sunuyor.
Şimdiye kadar yapılmış olan en uzun Yüksek Hassasiyetli Dikey Hız Gezegen Araştırmacısı (HARPS) ölçümleri, bilinen en küçük ve yörüngesini en hızlı tamamlayan gezegen olan CoRoT-7b'nin doğasını kesin olarak belirleyip, kütlesinin Dünya'nın beş katı olduğunu ortaya çıkardı.
Bilim insanları şimdiye kadar kendi yıldızlarına tehlikeli ölçüde yakın pek çok gezegen keşfettiler; ancak kısa bir süre önce bulunan gezegen "sınırda yaşamak" kavramına yeni bir anlayış getirdi.
Bir grup bilim insanı, kendi yıldızının yörüngesinde "yanlış yönde" dolanan yeni bir gezegen keşfetti. WASP-17 adı verilen ve 1000 ışıkyılı uzaklıktaki bir yıldızın çevresinde dolanan bu gezegen; İngiltere'nin, Cenevre Gözlemevi/İsviçre ile işbirliği içerisinde yürüttüğü WASP projesi dahilinde keşfedildi. Gezegen sistemlerinin nasıl oluşup, evrim geçirdikleri konusuna ışık tutan bu keşif Astrophysical Journal dergisine bugün (12 Ağustos) sunulan bir araştırma yazısı ile duyuruluyor.
NASA'ya ait Spitzer Uzay Teleskobu, genç bir yıldızın çevresinde iki gezegen arasında büyük bir hızla meydana gelen bir çarpışmanın kanıtlarını ortaya çıkardı.
NASA'nın yeni güneşdışı gezegen avcısı olan Kepler Uzay Teleskobu, olağanüstü bilimsel yeteneklerini sergileyerek daha önceden bilinen bir güneşdışı gezegenin havaküresini ortaya çıkardı. Bu yeni keşif, Science dergisinin 7 Ağustos Cuma günkü sayısında yayımlanacak.
Minik yıldız VB10'un yörüngesinde dev bir gezegen dolandığının keşfedilmesi, bu yılın başlarında "bir gezegene ev sahipliği yaptığı anlaşılan en küçük gezegen" başlıklarıyla manşet olmuştu. Ancak, Santa Cruz / ABD'de yer alan Kaliforniya Üniversitesi'nde gökbilimci olarak görev yapan Greg Lauglin, VB10 sisteminin aynı zamanda kendi gökadamızın çok uzak geleceğine atılan kısa bir bakış da olabileceğini ileri sürmektedir.
Sıcak Jüpiterler, kendi yıldızlarının yörüngesinde çok yakın mesafelerde dolanan bir güneşdışı gezegen sınıfıdır. Bu gezegenlerin, gündüz ve gece tarafları arasında büyük sıcaklık farklarına yol açacak biçimde, kütleçekimsel kilitlenme halinde hareket ettikleri düşünülmektedir.
Gezegen avında kullanılması çok uzun zamandır teklif edilen bir yöntem, bilinen en küçük yıldızlardan birinin yörüngesinde Jüpiter benzeri bir gezegen olan ilk avını ağına düşürdü.
NASA'nın Kepler uzay aracı Dünya benzeri gezegen araştırmalarına başladı. 6 Mart tarihinde Cape Canaveral / Florida - ABD'den fırlatılmış olan teleskop, önümüzdeki üç buçuk yılı gözlerini dikip gezegenleri ele verecek işaretleri bulmak üzere 100.000'den fazla yıldızı izlemekle geçirecek. Kepler, güneş benzeri yıldızların çevresinde muhtemel göl ve okyanuslar için uygun sıcaklığa sahip olabilecekleri uzaklıklarda dolanan Dünya kadar küçük gezegenleri bulmaya yönelik benzersiz bir yeteneğe sahip.
NASA'nın Spitzer Uzay Teleskobu, geçtiğimiz beş buçuk yıl boyunca kendisini soğutmuş olan sıvının son damlasını kullanmak üzere. Gözlemevinin, artı eksi bir haftalık farkla 12 Mayıs civarında; damarlarında dolaşıp, kırmızı ötesi algılayıcılarını mutlak sıfır adı verilen ve erişilebilen en düşük sıcaklık olan -273 derecenin birkaç derece üzerindeki dondurucu çalışma ısısında tutan sıvı helyumu tüketmiş olacağı tahmin ediliyor.
Kepler gezegen avı projesi geçen ay içerisinde uzaya gönderilmişken; Satürn gezegeni ve beraberindeki uydular, uzay aracının güneş sisteminin ötesinde Dünya benzeri gezegenler aramak için kullanacağı olgular üzerine gökbilimcilere ön izleme imkânı sağlıyordu.
Mühendisler NASA'nın Kepler Teleskobu üzerinde bulunan toz kapağını başarıyla fırlatıp attılar; Dünya benzeri gezegenleri uzaydan arama çalışması çok yakında başlayacak.
Dünyadaki yaşamın sıcak kimyasallarla dolu bir çorbadan başladığı düşünülmektedir. Acaba aynı çorba başka yıldızların çevresinde dolanan gezegenlerde de mevcut olabilir mi?
Uluslararası Gökbilim Yılı tam olarak devreye giriyor ve etkinlikler dünyanın her tarafından amatör ve profesyonel gökbilimcilerin kutlayacağı 100 Saat Gökbilim ile 2 Nisan'da başlıyor.
Bizimki gibi gezegenlerin nasıl meydana geldiğini anlayabilmek, bilim insanlarının başka yıldızların yörüngelerinde dolanan yaşama elverişli gezegenleri bulabilmelerine yardımcı olacaktır. Colorado Üniversitesi'nden Sean Raymond ve ekibi, yalnızca bu gizemli sürecin işleyişi konusunda ipuçları bulmakla kalmayıp, Dünya benzeri gezegenlerin başlangıçta düşünülenden çok daha yaygın olabileceği yönünde kanıtlar da bulmaktadır.
Gökadamızda bir yerlerde Dünya'nın bir eşi var mı acaba? Gökbilimciler Dünya benzeri bir yörüngede dolanan Dünya büyüklüğünde bir gezegen bulmaya gittikçe yaklaşıyorlar. NASA'nın Kepler uzay aracı böyle bir dünya bulmak için daha yeni fırlatıldı.
William Borucki'nin uzayın keşfine olan ilgisi erken
yaşlarda, o ve çocukluk arkadaşları Wisconsin/ABD'nin tarım alanları
içerisinde küçük bir kasaba olan Delavan'ın göklerine ev yapımı roketler
fırlatarak başlamış. Yerel polis şefi yolu kapatır, böylece onlar da başkaları
için bir tehlike yaratmazmış. "Bizim yaşadığımız yerde" diyor Borucki, "olabilecek
en kötü şey, gerisin geri yere düşen roketin bir ineğe çarpmasıydı".
NASA'nın Dünya benzeri gezegenler arayacak olan
Kepler projesi, 6 Mart Cuma günü Florida/ABD'deki Cape Canaveral Hava Kuvvetleri
Üssü'nde bulunan 17-B rampasından fırlatılmak üzere son hazırlıklara başlandı.
Delta-II tipi bir roket üzerinde fırlatılacak uzay aracı için, Cuma günü yerel
saatle biri 22:49'dan 22:52'ye, diğeri 23:13'ten 23:16'ya kadar olmak üzere
iki fırsat penceresi bulunuyor (TSİ 7 Mart Cumartesi 05:49-05:52, 06:13-06:16).
NASA'nın Kepler uzay aracı bugün fırlatma rampasında
görülmeye hazır ve çok yakında yaşam içermesi mümkün olan dünyaları
araştırmak üzere yolculuğuna başlayacak.
Pek de uzun olmayan bir zaman önce, gökbilimcilerin başka yıldızların
yörüngesinde dolanırken bulabildikleri yalnızca büyük kütleli, gazdan meydana
gelmiş dünyalardı ki; bunlar bizim küçük, kayalık gezegenimizden daha çok
Jüpiter ile ortak noktalara sahiplerdi.
COROT şimdiye kadar güneş sistemi dışında tespit edilen en küçük yer benzeri
gezegeni keşfetti. Bu şaşırtıcı gezegen, büyüklük olarak Dünya'nın iki katından
biraz daha küçük ölçülerde ve Güneş benzeri bir yıldızın yörüngesinde dolanmakta.
Dünya benzeri gezegen araştırmaları, gökbilimcileri
bizimkinden yüzlerce ışıkyılı uzakta yer alan gezegen sistemlerini incelemeye
yöneltti. Öte yandan, bir grup bilim insanı Dünya benzeri bir gezegeni arka
bahçemizde bulmayı ümit ediyor.